Umut Thermal Resort & Spa Otel Bilgileri:

Termal keyfini doyasıya yaşayabileceğiniz, termal suyundan sınırsızca yararlanabilceeğiniz Umut Thermal Resort Otel, Denizli Sarayköy’de hizmet vermektedir; kaplıcası, değişik ve şifalı su ve çamurları ile bir termal müze niteliğindedir.

Thermal Deluxe Hotel; 1 özürlü, 4 suit, 39 standart odadan oluşmaktadır. İki kişilik konaklamalarda kullanılabileceği gibi, çocuklu aileler ve özellikle kür merkezinden daha kolay faydalanmak isteyen engelli veya yaşlı misafirler için idealdir. Thermal Villalar; Geleneksel ile modernin uyumunu görebileceğiniz, geleneksel Ege mimarisi tarzında yapılan evlerdir. 12 standart, 24 suit daireden oluşmaktadır. Cumba ve şömine keyfini yaşayacaksınız. Thermal Yayla Evleri; Tamamen ahşap malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Yayla özellikleri taşır. Muhteşem bir panoramaya sahiptir. Yaklaşık 20m2?lik kullanım alanında iki kişilik konaklamalarınız için idealdir.

SERVİS&HİZMETLER: Balneo Terapi, Hidroterapi, Klimaterapi, Elektroterapi, Peloidoterapi, Aromaterapi, Tıbbi Terapi, Turba grubu çamur, Kükürtlü mineralli çamur gibi hizmetleri bulunmaktadır. Ayrıca Spa welness ve güzellik merkezi mevcuttur.Turba Çamur Uygulamaları, Masaj Terapileri, Cilt ve vücut bakımları, Elektro Terapi ve Presso Terapi, Termal Banyolar, Türk hamamı ve Islak ve Kuru Saunalar mevcuttur.

YEME&İÇME: . Ana restoranda açık büfe, kahvaltı ve akşam yemekleri sunulmaktadır. Ala Carte Restoran; Sıcak tereyağlı köy ekmeği, taş fırında yapılan tandır ve köy yemeklerinin tadabilirsiniz. Lobby Bar; Dinlenebilir, yerli ve yabancı içecekler, kokteyller, alkollü ve alkolsüz içecekler, sıcak içecekler ve aperatif yiyecekler sunulmaktadır. Vitamin Bar; Alkolsüz içecekler, taze sıkılmış meyve suları ve bitki çayları sunulmaktadır. Havuz bar; Yerli-yabancı içecekler, kokteyller, alkollü-alkolsüz içecekler, sıcak içecekler ve aperatif yiyecekler sunulmaktadır.

SPOR&EĞLENCE: 2 Açık yüzme havuzu, 4 adet kapalı termal havuz, 2 adet jakuzi (Whirlpool), 3 adet suauna, 3 adet buhar saunası, 3 adet Türk Hamamı, 1 adet kapalı spor salonu bulunmaktadır.

KONUM: Eski Aydın Yolu Hasköy – Tekke Köyü Yolu Üzeri 9. km Kokar Hamam Mevkii.

 

 
Amasya Kalesi
Şehrin savunmaya en uygun mevkii olan Harşena Dağı üzerinde kurulmuştur. Kalenin önemli tepe noktası kesme, sur duvarları moloz taşlardan yapılmış olup, Yeşilırmak’ın kıyısına kadar 8 müdafaa kademesine sahiptir. Kalede Cilanbolu denilen ve kalenin orta yerinde giriş kapısının hizasında yüksekçe bir yerden kayaya oyulmuş 150 basamakla aşağıya inilen 8 metre çapında dehliz (gizli yolpoterne) vardır. Yine kalede sarnıçlar, su depoları, eteklerinde Osmanlı dönemine ait hamam kalıntıları ve kayaya oyulmuş Pontus Kral Mezarları bulunmaktadır. Kalenin sur duvarlarının çoğunluğu ayakta kalmıştır. Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı döneminde genelde askeri amaçlı kullanılmış ve defalarca onarım görmüştür.
 

 
Kral Kaya Mezarları
Amasya Kalesi (Harşena) eteklerinde düz bir duvar misali dikine uzanan kalker kayalara oyularak yapılmış olan 5 adet mezar yapı itibariyle en büyükleri mevkii itibariylede şehre hakim bir yerde oldukları için ilk bakışta dikkati çekmektedir. Çevreleri oyularak ana blok kayadan tamamen ayrılmışlar bir birine kaya bloklarına merdivenlerle bağlanmışlardır. Sayı itibariyle vadi içerisinde irili ufaklı toplam 18 adet kaya mezarı bulunmaktadır. Amasya’da doğan ünlü coğrafyacı Srabon’un (M.Ö. 63-M.S. 5) verdiği bilgiye göre kaya mezarları Pontus Krallarına aittir.
 

 
Aynalı Mağara
Amasra çevre yolunun Samsun güzergahından sağa ayrılan Ziyaret Beldesi yolu üzerinde şehir merkezine 3,3 km. uzaklıktadır. Kral Kaya Mezarlarının en iyi işlenmiş ve tamamlanmış olanıdır. Yerden dört basamakla çıkılan 1.65 m. yüksekliğindeki mezar düz satıhlı bir kayaya oyulmuştur. Genişliği 9.8 m. Yüksekliği 13 m. dir. Mezar ile kaya arasında rutubet olmaması için üç taraftan 1′er metre genişliğinde aralık bırakılmıştır. Dikdörtgen bir kapıdan girilen mezarda dikdörtgen ve kare şeklinde iki oda vardır. Asıl mezar odası dikdörtgen olanıdır. Kare şeklindeki odada Bizanslılar döneminde yapılmış freskler (duvar süslemesi) yer alır. Tonoz kısmında 6’sı sağda, 6’sı solda olmak üzere 12 havari tasviri ile kuzey ve güney duvarlarında bir takım kadınlı erkekli figürler, doğu cephesinde ise İsa, Meryem ve Yoannes’ten oluşan bir kompozisyon bulunmaktadır. Alınlık kısmında THE APXI IEPEY (Büyük Rahip Tes) yazısı vardır.
 

 

Ferhat Su Kanalı
Kentin su ihtiyacını karşılamak için Helenistik Dönemde yapılmış olan su kanalı yaklaşık 75 cm. genişliğinde 18 Km. uzunluğundadır. Terazi sistemine göre kanallar oyularak, tunel açılarak bazı yerlerinde duvarlar örülerek inşaa edilmiştir.

 

 
Burmalı Minare Cami
Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev II. zamanında Vezir Necmeddin Ferruh Bey ve kardeşi Haznedar Yusuf tarafından yaptırılmıştır. (1237 – 1247) bir çok tamir ve restorasyon sonucu orjinal görünümünü kaybetmiştir.Kıble duvarlarına dikey uzanan ortada daha geniş üç nefi plana sahiptir. Orta nef (Mihrap) önündeki daha büyük kubbe, yan kısımlar tonoz örtülüdür. Girişin sol tarafındaki cepheye bitişik sekizgen biçimli klasik Selçuklu Kumbeti ve sonradan eklenmiş burmalı minaresi caminin önemli özelliklerindendir. Her ikiside iç kısma açılmaktadır.
 

 

Halifet Gazi Kümbeti
1242 yılında Selçuklu Emirlerinden Halifet Alp İbni Tuli için yaptırılmıştır. Selçuklu Türbeleri tarzında kare bir taban üzerine sekizgen planlı kule şeklinde yapılmıştır. Türbenin mekan kısmında bir sanduka bulunur. Sandukanın güneye bakan kısmında kabartma olarak kıvrak boynozlu birer koç kafası vardır. Bu iki koç kafasında iki tane kanat takılı Melek başı görülmektedir. Türbe güney cephesi haricinde sade görünümlüdür.

 

 
Gökmedrese Camii
1267 yılında Amasya Valisi Seyfettin Torumtay tarafından yaptırılmıştır. Cami; medrese ve mezar odası ile kapalı bir külliye şeklindedir. yanında bulunan kümbet mavi renkte çinilerle süslendiğinden Gökmedrese adını almıştır. Sadece kesme taş mimarisi olgun nisbetleri ve süslemeleri bakımından Anadolu’da eyvan biçimli portali olan bir camidir. Türbe tuğla ve tek renkli koyu yeşil çinilerden meydana gelmiş zikzak motiflidir. Cami Anadolu Selçuklu sanatının en iyi temsilcisidir.
 

 
Torumtay Türbesi
Amasya Valisi Seyfettin Torumtay’ın ölümü üzerine 1278 yılında yaptırılmıştır. Türbe içinde Seyfettin Torumtay’ın torunları ve çocukları vardır. Tamamı kesme taştan yapılmış olan türbenin güney cephesinde dekorlu pencere bulunmaktadır. Pencerenin üst yanlarında palmet ve rumi yapraklarından meydana gelen dört köşe panolar bulunmaktadır. Bu panolar eski Selçuklu Sarayı halılarının taşa gelmiş yegane izleridir.
 

 

Bimarhane (Darüşşifa)
İlhanlı Döneminden günümüze ulaşan tek eserdir. İlhanlı Hükümdarı Sultan Mehmet Olcaytu ve hanımı Ilduz Hatun adına köleleri Anber Bin Abdullah tarafından 1308-1309 yılında yaptırılmıştır. Yapının bilhassa ön cephesi sanat bakımından çok değerlidir. Anadolu Selçuklu Mimarisinin orjinal sütun başlıkları olan geometrik yaprak tezyinatlı ve mukarnaslı sütun başlıkları kullanılmıştır. Türk üçgenlerinden meydana gelen ters dönmüş sütun başlıkları, Anadolu Selçuklu Mimarisinde ilk defa bu yapının cephe kenarlarında denenmiştir. Bina kesme taşlardan örülmüş ve iki köşesine silindir şeklinde dayanaklar yaptırılmıştır. Sadece Amasya Bimarhanesine mahsus bir özellik olan kapının kilit taşında diz çökmüş vaziyette insan kabartması mevcuttur.

 

 
Gümüşlü Cami
Taceddin Mahmut Çelebi tarafından 1326 yılında yaptırılan cami Amasya’da bulunan ilk Osmanlı Dönemi eseri olduğundan önem taşır. Kesme taştan kare plan şemasına sahip cami kiremit örtülü ahşap kubbe ile kapatılmıştır. Son cemaat yeri ahşap direkler üzerinde ve üçgen alınlıklı bir çatı ile örtülüdür. Revak kemerleri yıkılmış, kemer yastıkları ortadadır. Kapı üstü mukarnaslarını yarısına kadar örten çok basık bağdadi bir kubbe bulunmaktadır. Kalem işleri son devirdendir.
 

 
Yörgüç Paşa Cami
Sultan II. Murat’ın Vezirlerinden Atabey Abdullah oğlu Yörgüç Paşa tarafından 1428 yılında yaptırılmıştır. Kalıplar ve kemerler kahverengi taş ve beyaz mermerler periyodik olarak dizilmiştir. Giriş kapısının üstünde geometrik motifler ve çiçeklerle süslenmiş sağır pencerelerin altında gayet ustaca yazılmış bir kitabe yer alır.
 

 
Bayezid Paşa Cami
Amasya Emiri Bayezid Paşa tarafından 1414 yılında yaptırılmıştır. yapı pek az değişikliklerle Bursa Yeşil Cami planına benzemektedir. Planı, arka arkaya iki kubbe, öndeki kubbenin yanlarında ikişer küçük kubbesi ile tipik bir zaviyeli camilerdendir. Cephenin bazı yerleri mermer kaplamalaı olup oldukca tezyini biş kubbeli abidevi bir son cemaat yerine sahiptir.
 

 
Sultan II. Bayezid Külliyesi
Sultan II. Bayezid adına 1485-86 yılında cami, medrese, imaret türbe, şadırvan ve çeşmeden ibaret külliye olarak yapılmıştır. 15. yüzyılın son çeyreğinde yan mekanlı camii mimarisinin gelişmiş bir geçiş dönemi örneğidir. Camii beş kubbeli bir cemaat yeri ile geniş bir kemerle birbirine bağlanan arka arkaya iki kubbeli mekan ve buraya açılan yan mekanlardan ibarettir. Doğu kısmındaki minaresi renkli taşlarla yivli, batı kısımlarındaki palmetlerle süslü olarak gerçekleştirilmiştir. Batıda (U) plan şemasına sahip medrese mevcuttur. Doğudaki (L) Plan şemalı yapı imaret ve konuk evidir. Her iki minare hizasında bulunan yaşlı çınar ağaçlarının külliye ile yaşıt olduğu tahmin edilmektedir.
 
 
Kapı Ağa Medresesi
Sultan II. Bayezid’ın Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1488 yılında yaptırılmıştır. Ön Asya ve Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması fonksiyon itibariyle ilk defa bu medresede tatbik edilmiştir. Her kenarda üçer adet, tonozlu revakların gerisinde bulunan kubbeli odalarda güney kenarında daha büyük ve yüksek kümbet ve örtülü mekana yarım kubbelerin bağlanması ile meydana gelen (I) planlı dershane, yapının esasını teşkil eder. Duvarlarında üç sıra tuğla arasında moloz taş kullanılmış, giriş daha yüksek tutularak silmelerle yumuşatılmıştır. Avluda köşeli sade başlıklar sütunlar üzerine oturtulmuş, dengeli revak kemerleri ve duvar üzerindeki plastik Bursa Kemeri uygulaması iç mimariye cazibe kazandırmıştır. Dershane önündeki revak kubbesi iç orjinal mukarnas dolgu ile bezenmiştir.
 

 

Şirvanlı (Azeriler) Camii
Kafkasya’nın Karabağ ve şirvan şehirlerinde gelerek ilimize yerleşmiş göçmenlerden toplanan yardımlarla Şeyh Hacı Mahmut Efendi tarafından yaptırılmıştır. İlimizde barok stilde 19. yüzyılda yapılmış tek camii olması bakımından ayrıca önem taşımaktadır.

 

 
Çilehane
Yakup Paşa tarafından 1413 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen plana sahip eserin beden duvarları moloz taştan inşaa edilmiştir. Yapı zaviye ve tekke olarak kullanılmıştır. İçerisinde türbe, mescit, divanhane ve ziyaret odaları mevcuttur.
 

  Taşhan
 

Kaynak : http://www.karadenizgezi.net/amasya/tres.htm

 

Abant gezi rehberi

Kategori: tarihi yerler

21 Nis 2009

1.28 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. En derin yeri 18 metre. Gölün etrafı çam, köknar, kayın ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplı..

Abant gölünün çevresi 6.5 kilometre..Göl çevresinde tur atmanın keyfi bambaşka. Lezzetli alabalıkların bulunduğu ve olta balıkçılığı zevkinin tadıldığı Abant ın çevresi, bitki ve hayvan türleri açısından oldukça zengin. Kışın gölün donduğu zamanların
dışında,gölde su bisikleti ve sandalla gezmek mümkün…

Abant, her mevsim farklı güzel..Kış aylarında doyumsuz bir kar manzarısıyka karşılıyor sizi. Kışın hemen hemen dört ayı her taraf karla örtülüyor ve
gölün yüzeyi buzla kaplanıyor. Gölün etrefında at, fayton veya kızaklarla dolaşmanız mümkün.

İlkbaharın gelmesiyle birlilkte gölün yüzeyi nilüferlerle kaplanıyor. Göl çevredeki dağların yeşiliyle renkleniyor.

AbantGölde olta balıkçılığına da izin veriliyor. Ücret karşılığı benekli mercan ve alabalık avlanabiliyorsunuz.

Abant bir doğa harikası…

Abant deyince akla ilk gelen Abant gölü, etrafı çam ağaçları ile kaplı bir doğa harikası… Abant gölü Bolu ilimizin 34 km güney batısında yer alır, 1200 metre yükseklikte bir krater gölüdür, Abant gölü hiçbir akarsu ile beslenmediği ve tamamen kaynak suları ile oluşması ile tanınır… Her ne kadar kış turizmi ile adını daha çok duysak ta aslında Abant 4 mevsim farklı güzelliklere sahip bir turizm yöresi…

Gerek İstanbul gerek Ankara gibi büyük şehirlerin karmaşasından kaçmak, tertemiz havasını solumak, sakin ve dinlendirici bir tatil geçirmek isteyenlerin uğrak yeri Abant…

Kuş sesleri içinde muhteşem bir göl manzarası ve çam ağaçları arasında kalmış bir doğa, son derece dinlendirici ve eğlenceli, Abant gölü etrafında faytonla gezilebilir mevsimine göre farklı aktivitelerde bulunabilirsiniz…
Abant 4 mevsim ayrı bir güzel… Abant otelleri de son derece kaliteli ve rahat.

AbantAbant Bolu’ iline 32 kilometre uzaklıkta olup E-5 üzerinden Bolu dağına çıkmadan İstanbul yolu üzerindedir.Aracınız ile İstanbuldan geliyorsanız Kaynaşlı yol ayrımından Bolu dağına çıkabilir oradan Abant kavşagına sapabilirsiniz.Sonrasında her tarafı ağaçlarla cevrili 21 kilometrelik bir yol sonunda Abant Gölüne ulaşabilirsiniz. Yol boyunca oldukça güzel mekanlar ve restoranlar görebilirsiniz. Yol üzerinde lezzetli bir sabah kahvaltısı yapabilir yada balık restorantlarında oldukça lezzetli taze tutulmuş balık çeşitleri yiyebilirsiniz. Bu yerler hakkında daha detaylı bilgiyi mekanlar ve oteller bölümümüzden alabilirsiniz. Aracınız ile giriş yapacaksınız 6 ytl giriş ücreti ödedikten sonra göl etrafında aracınızla dolaşabiliceginiz gibi park yerlerini kullanıp yayanda gezebilirsiniz.Yada isterseniz at arabaları ile ucuz bir şekilde göl etrafında gezebilir , temiz oksijeni ile doğanın ve manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

Abant gölü oldukça güzel ve eşşiz manzarası ile dört mevsim ayrı güzelligi ile gezmek, dinlenmek , yürüyüş yapmak ve temiz hava almak için her yaştan kesime hitap eden dinlendirici güzelligi ile gezilmeyi bekliyor. Dünyada nadir bulunabilicek tabiatın en güzel özellikleri ile kaynaşmış olan bu doğal güzelligi gezmenizi ve görmenizi şiddetle tavsiye olunur. Kaynak : www.abantturu.com

Çanakkale – Troia

Kategori: tarihi yerler

19 Nis 2009

Doğu ile Batı kültür hazinelerinin kucaklaşarak, antik destanlarla beslenip gerçekliğe ulaştığı, tarihi mekan Troia Çanakkale il sınırlarında ve merkeze 30 km. mesafede, Tevfikiye ve Çıplak köyleri yakınında bulunmaktadır.

Coğrafi açıdan oldukça stratejik bir noktada bulunan Troia iki kıta arasında ticaret yollarının da buluştuğu önemli bir konuma sahiptir. Troia Kralı Priamos’un oğlu Paris Tanrı Zeus tarafından Dünya’nın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı İda Dağı’nda en güzeli seçmek üzere görevlendirilmiştir.

Tanrıçalar Aphrotide, Hera ve Athena en güzele verilecek altın elma ödülüne sahip olma isteğiyle yarışmaktadırlar. Tanrıçaların hepsi Paris’e en güzel seçilmek için vaadde bulunurlar.
Hera, Paris’e Asya ve Avrupa’nın krallığı’nı; Athena, Troya’lıları Akha’lar üzerine muzaffer etmeyi; Aphrodite zevce olarak dünyanın en güzel kadınını vaat eder.
Paris bunun üzerine Aphrodite’i en güzel seçer ve bir zaman sonra Sparta,ya kralla görüşmek üzere elçi olarak gönderilir.
Paris Sparta Kralı Menelaos’un eşi Helena’yı görür görmez aşık olur. Helena’da Paris’ten etkilenir. Paris ve Helena Troia’ya kaçarlar.
Karısının zorla kaçırıldığını düşünen Menelaos, Helena’yı almak üzere büyük bir Akha ordusu ile Troia’ya doğru yola çıkar ve 10 yıl süren Troia savaşını başlatırlar.
Toplam 9 yerleşim evresinin tespit edildiği tarihi kentin 5000 yıl önce kurulduğu ve çeşitli uygarlıklar tarafından iskan edildiği görülmektedir.
Troia 1 Dönemi M.Ö. 3000 – 2500 yıllarına tarihlenmekte olup, Erken, Orta, Genç Troia 1 olarak değerlendirilmektedir.
Döneme özgü balıksırtı şeklinde örülmüş duvarlar ve aletlerde bakır ve bronz kullanıldığı görülmektedir.

Troia 2 Dönemi, üst üste oluşan 7 kattan 3 ana evresi ile 2a, 2b, 2c,isimleri ile belirtilmektedir. Troia 2′de çark kullanımı başlamıştır.
Altın, gümüş ve elektrondan yapılmış takılar, süs eşyaları, kap formları bulunmuştur.
Troia 3 Dönemi diğer dönemler kadar gelişme göstermemiştir.
Troia 4 Dönemi ve 5 Dönemleri M.Ö. 2200 – 1800 ile tarihlendirilmektedir.
Troia 6′da bulunan ithal Miken ve Kıbrıs kapları Troia 7 Dönemin’de de karşımıza çıkmıştır. Troia 7 Döneminde büyük bir yangının izleri mevcuttur.
Troia 8′de yapılan arkeolojik araştırmalarda muhteşem Athena Tapınağı ve iki altara ait buluntular ele geçirilmiştir.
Buluntuların en eskisi M.Ö.7. Yüzyıldan önceye tarihlenmektedir.
Troia 9, Roma Dönemi’nde iskan edilmiştir Bu döneme ait önünde mozaik döşemesi bulunan yapı kalıntısı, tiyatro ve bouleuterion oldukça etkileyicidir.
Troia’dan elde edilen arkeolojik bulgular Çanakkale Arkeoloji Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Troia I-Güney girişi ve savunma duvarındaki kulenin doğu yüzü.

Troia I-Kuzeyden Schliemann Yarması’ndaki uzun evlerin taş temelleri.

Schliemann Yarması 1989.

Troia II-Kale duvarı, güneybatı kapısına giden taş rampa- arka planda megaronu kaplayan çatı görülmekte.

Troia II-Güney batıdan, anakayaya oyulmuş direnek sisteminin temel çukurları görülmekte.


Troia II /III dönemi megaronunu kaplayan koruma çatısı.


Troia VI Doğudan kale duvarı, kuleler ve saray binaları.

Troia VI Doğudan kale duvarı, kuleler ve saray binaları.

Troia VI Güneyden doğu kulesi, doğu girişi ve doğu duvarının görünümü.

Troia VI Kale duvarı güney kapısı, kuleler, steller ve su kanalının güneyden görünüşü.

Troia VI Aşağı kentin anakayaya oyulmuş savunma hendeği, giriş alanı ve Helenistik ev temelleri görülmekte

Kuzeydoğu bastiyonu, merdivenler ve iç kesimdeki sarnıç (Troia VIII). Yunan-Roma (Troia VIII/ IX) tapınak alanını çevreleyen temenos duvarının restorasyon sonrası hali.

Troia IX Odeion’ da bulunan zırhlı İmprator Hadrian heykeli.

Troia IX Aşağı kentteki cadde

Troia IX Aşağı kentteki kazılar

Troia IX Troia’ nın doğusundaki su kemeri.

Odeionda bulunan Augustus kafası.

Mağarının kuzeydeki girişi.

Güneyden, Odeionun restorasyon sonrası hali.

Çanakkale – Assos

Kategori: tarihi yerler

19 Nis 2009

Assos, Eski Anadolu’nun batısında, Troas bölgesinin güney kıyısında, 238 metre yükseklikte bir bazalt tepesi üzerine kurulmuş,

Çanakkale’nin 87 km güneyinde Ayvacık İlçesine bağlı antik kalıntılarla dolu tarihi ve turistik bir beldedir.

Yer yer yüksekliği 20 metreye ulaşan il 12 değişik kapının yer aldığı yaklaşık 3200 metrelik surlarla çevrilmiştir

Assos, Lesvos (Midilli) adasındaki Meyhymna şehrinden gelen Aioller tarafından kurulmuştur.

Assos’un önemi, özellikle Alexandrıa Troas’tan Adramytteion’a oradan da Bergama’ya kadar giden yola hakim olmasıdır.

M.Ö. 6:yüzyılda Athena Tapınağı inşa edilmiştir.

Denize doğru inildikçe, agoralar, Gymnasium ve Tiyatro binası bulunmaktadır.

Assos Soktates’in yaşadığı ve tarihte ilk felsefe okulunun kurulduğu yerdir.



Kategoriler

Arşivler